<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Vitadin Chat &amp;#x26; Community Forums - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://forum.vitadin.net/</link>
		<description><![CDATA[Vitadin Chat &amp;#x26; Community Forums - http://forum.vitadin.net]]></description>
		<pubDate>Thu, 28 Aug 2008 13:07:28 +0300</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Youtube Açılıyor...]]></title>
			<link>http://forum.vitadin.net/showthread.php?tid=2627</link>
			<pubDate>Tue, 26 Aug 2008 18:29:22 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.vitadin.net/showthread.php?tid=2627</guid>
			<description><![CDATA[Uzun zamandır açık olan video paylaşım sitesi tekrar açılıyor ancak erişim hemen olmayacak. 24-72 saat sonra tüm Türkiye'den erişilebilecek...<br />
<br />
Hasretle youtube bekleyen ve proxy / DNS ler ile erişmeye çalısanlara duyrulur...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Uzun zamandır açık olan video paylaşım sitesi tekrar açılıyor ancak erişim hemen olmayacak. 24-72 saat sonra tüm Türkiye'den erişilebilecek...<br />
<br />
Hasretle youtube bekleyen ve proxy / DNS ler ile erişmeye çalısanlara duyrulur...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İndirim kuponları sitesi]]></title>
			<link>http://forum.vitadin.net/showthread.php?tid=2626</link>
			<pubDate>Thu, 24 Jul 2008 13:53:25 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.vitadin.net/showthread.php?tid=2626</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
İstanbul&#8217;daki çeşitli yeme içme mekanları için verilen indirimlerin veya promosyonların duyurulduğu bir site. İndirimlerden faydalanmak için siteye üye olup indirim kuponunu seçin ve sağ üsteki kuponu bastır&#8217;ı tıklayın. Yazıcınızdan çıktı aldığınız kuponu kullanabilirsiniz.<br />
<br />
Adres: http://www.indirimkuponlarim.com]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
İstanbul&#8217;daki çeşitli yeme içme mekanları için verilen indirimlerin veya promosyonların duyurulduğu bir site. İndirimlerden faydalanmak için siteye üye olup indirim kuponunu seçin ve sağ üsteki kuponu bastır&#8217;ı tıklayın. Yazıcınızdan çıktı aldığınız kuponu kullanabilirsiniz.<br />
<br />
Adres: http://www.indirimkuponlarim.com]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sevgiliniz Var mı?]]></title>
			<link>http://forum.vitadin.net/showthread.php?tid=2625</link>
			<pubDate>Tue, 13 May 2008 21:10:59 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.vitadin.net/showthread.php?tid=2625</guid>
			<description><![CDATA[??]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[??]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Köy Takımı 1.Lige Koşuyor!]]></title>
			<link>http://forum.vitadin.net/showthread.php?tid=2624</link>
			<pubDate>Tue, 13 May 2008 21:08:09 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.vitadin.net/showthread.php?tid=2624</guid>
			<description><![CDATA[Almanya'da 3 bin kişinin yaşadığı bir köy, ülke futbol tarihine geçmeye hazırlanıyor.<br />
<br />
Almanya'da sadece 3 bin kişinin yaşadığı bir köy, ülke futbol tarihine geçmeye hazırlanıyor. Bundesliga 2'de 3. sırada bulunan Hoffenheim, emin adımlarla birinci lige ilerliyor.<br />
<br />
Milyarder Dietmar Hopp'un sahibi olduğu takımın kalesini Türk futbolculardan Ramazan Özcan koruyor, 10 numaralı formayı Selim Teber giyiyor. Bitime 5 hafta kala Mönchengladbach ve Köln'ün ardında bulunan Hoffenheim, aynı formunu devam ettirirse Bayern Münih, Schalke ve Werder Bremen gibi elit takımlarla mücadele edecek.<br />
<br />
30 BİN KİŞİLİK STAT YAPTIRIYORLAR<br />
<br />
1990/91 sezonunda Almanya 8. Amatör Ligi'nde mücadeleye başlayan Hoffenheim, 6 sezon üst üste Almanya 3. Ligi'nde oynadıktan sonra Almanya 2. ligine yükseldi. 2006'da takımın başına daha önce Schalke 04'ü de çalıştıran Ralf Rangnick'i getirerek Almanya 1. ligine yükselme projesini başlatan Dietmar Hopp, bugünlerde 30 bin kişilik bir stat için kolları sıvadı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Almanya'da 3 bin kişinin yaşadığı bir köy, ülke futbol tarihine geçmeye hazırlanıyor.<br />
<br />
Almanya'da sadece 3 bin kişinin yaşadığı bir köy, ülke futbol tarihine geçmeye hazırlanıyor. Bundesliga 2'de 3. sırada bulunan Hoffenheim, emin adımlarla birinci lige ilerliyor.<br />
<br />
Milyarder Dietmar Hopp'un sahibi olduğu takımın kalesini Türk futbolculardan Ramazan Özcan koruyor, 10 numaralı formayı Selim Teber giyiyor. Bitime 5 hafta kala Mönchengladbach ve Köln'ün ardında bulunan Hoffenheim, aynı formunu devam ettirirse Bayern Münih, Schalke ve Werder Bremen gibi elit takımlarla mücadele edecek.<br />
<br />
30 BİN KİŞİLİK STAT YAPTIRIYORLAR<br />
<br />
1990/91 sezonunda Almanya 8. Amatör Ligi'nde mücadeleye başlayan Hoffenheim, 6 sezon üst üste Almanya 3. Ligi'nde oynadıktan sonra Almanya 2. ligine yükseldi. 2006'da takımın başına daha önce Schalke 04'ü de çalıştıran Ralf Rangnick'i getirerek Almanya 1. ligine yükselme projesini başlatan Dietmar Hopp, bugünlerde 30 bin kişilik bir stat için kolları sıvadı.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Fenerbahce ile ilgili tezahurat ve marşlar]]></title>
			<link>http://forum.vitadin.net/showthread.php?tid=2623</link>
			<pubDate>Tue, 13 May 2008 21:03:20 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.vitadin.net/showthread.php?tid=2623</guid>
			<description><![CDATA[Ne Güzide Duran Ne çagla Şikel<br />
Hepside Güzeller ve harikalar<br />
onlar bize bakmaz biz çok fakiriz<br />
bakmazsa cokta tinnn<br />
BİZ FENERBAHCELİYİZ <br />
---<br />
GönüL Verdik ßu Renge<br />
Kafa Tuttuk herkese<br />
Mezar ta&#36;Inda ßiLe<br />
Yazacak FENERBAHÇE !<br />
---<br />
A&#36;kIndan Sevginden bizLer deLirdik<br />
Ugrunda öLmeye yeminLer ettik<br />
Ne cefaLar çektik , Ne canLar verdik<br />
FENERBAHÇE senden vazgeçemedik<br />
---<br />
tribünlerde hep dillerde<br />
bu sevda bitmez gönüllerde<br />
dar ağacında olsak bile<br />
son sözümüz fenerbahçe ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Ne Güzide Duran Ne çagla Şikel<br />
Hepside Güzeller ve harikalar<br />
onlar bize bakmaz biz çok fakiriz<br />
bakmazsa cokta tinnn<br />
BİZ FENERBAHCELİYİZ <br />
---<br />
GönüL Verdik ßu Renge<br />
Kafa Tuttuk herkese<br />
Mezar ta&#36;Inda ßiLe<br />
Yazacak FENERBAHÇE !<br />
---<br />
A&#36;kIndan Sevginden bizLer deLirdik<br />
Ugrunda öLmeye yeminLer ettik<br />
Ne cefaLar çektik , Ne canLar verdik<br />
FENERBAHÇE senden vazgeçemedik<br />
---<br />
tribünlerde hep dillerde<br />
bu sevda bitmez gönüllerde<br />
dar ağacında olsak bile<br />
son sözümüz fenerbahçe ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[&quot;Taraftarımıza Teşekkür Ediyoruz&quot;]]></title>
			<link>http://forum.vitadin.net/showthread.php?tid=2622</link>
			<pubDate>Tue, 13 May 2008 20:58:33 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.vitadin.net/showthread.php?tid=2622</guid>
			<description><![CDATA[Kaptanımız Alex de Souza, Fenerbahçemizin şampiyonluk yarışındaki durumunu, Gençlerbirliği maçını ve taraftarımızı değerlendirdi. Alex, yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Galatasaray maçında aldığımız skor bizi çok üzdü. Gerek takım arkadaşlarım olsun gerekse teknik heyetimiz büyük bir üzüntü yaşadık. Bizim şu anda kendimize bağımlı olmamız için son maçı almamız gerekiyordu. Ama son maçı kazanamadığımız için rakiplerimizin alacakları sonuçlara bağımlıyız. Kendi görevimizi yapmak zorundayız. Gençlerbirliği maçını ve Trabzonspor maçlarını kazanmak durumundayız. Rakibimizin skorunu beklemek zorundayız."<br />
<br />
Takımın sezon boyunca başarılı olup olmadığı ile ilgili bir değerlendirme yapmanın henüz erken olduğunu belirten kaptanımız, "Her şey başarıya bağlı. Performansımızın olumlu ya da olumsuz değerlendirilme oranı, bu iki haftada şampiyon olup olmamamıza göre yorumlarda ona göre değişecektir. Şu anda baktığımızda kaybetmememiz gereken puanlar kaybettik ve o puanları arıyoruz. Bunlar bizim için ders olmalı. Önümüzdeki yıl ve ondan sonraki yıllarda yapılanmamızı ona göre yapıp ona göre kafamızı hazırlayıp olayı son raddeye bırakmamamız gerekiyor" diye konuştu.<br />
<br />
Alex, Gençlerbirliği maçı ile ilgili olarak ise, "Gençlerbirliği maçları bizim için her zaman zor olmuştur. Her zaman zorluklarla karşılaştık. Ligde istedikleri gibi bir performans sergileyemediklerini görüyoruz. Ama bizim karşımızda ellerinden geleni yapacaklardır. Bize karşı puan ya da puanlar kazanmak için mücadele edeceklerdir. Gençlerbirliği bize her zaman sıkıntı veren bir ekip olmuştur. Her ne kadar kupa finalinden önce oynayacak olsalar da bize karşı kazanmak için ellerinden geleni yapacaklardır" dedi.<br />
<br />
Taraftarımıza yıl boyunca takımımıza verdikleri destekten dolayı teşekkür eden Alex de Souza, "Taraftarımız tüm yıl boyunca bizim zor anlarımızda hep yanımızda oldular. Hâlâ da yanımızdalar. Arkamızda duruyorlar. Onlara çok teşekkür ediyoruz. Bize hep destek verdiler, stadı bir karnaval havasında yönettiler. Bu maçta da biliyoruz ki onlar bizi en iyi şekilde destekleyecekler. Biz de onların karşısında en iyi performansımızı göstereceğiz. Sonuç olarak bize gösterdikleri destek ve sabır için teşekkür ediyoruz" diye konuştu.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Kaptanımız Alex de Souza, Fenerbahçemizin şampiyonluk yarışındaki durumunu, Gençlerbirliği maçını ve taraftarımızı değerlendirdi. Alex, yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Galatasaray maçında aldığımız skor bizi çok üzdü. Gerek takım arkadaşlarım olsun gerekse teknik heyetimiz büyük bir üzüntü yaşadık. Bizim şu anda kendimize bağımlı olmamız için son maçı almamız gerekiyordu. Ama son maçı kazanamadığımız için rakiplerimizin alacakları sonuçlara bağımlıyız. Kendi görevimizi yapmak zorundayız. Gençlerbirliği maçını ve Trabzonspor maçlarını kazanmak durumundayız. Rakibimizin skorunu beklemek zorundayız."<br />
<br />
Takımın sezon boyunca başarılı olup olmadığı ile ilgili bir değerlendirme yapmanın henüz erken olduğunu belirten kaptanımız, "Her şey başarıya bağlı. Performansımızın olumlu ya da olumsuz değerlendirilme oranı, bu iki haftada şampiyon olup olmamamıza göre yorumlarda ona göre değişecektir. Şu anda baktığımızda kaybetmememiz gereken puanlar kaybettik ve o puanları arıyoruz. Bunlar bizim için ders olmalı. Önümüzdeki yıl ve ondan sonraki yıllarda yapılanmamızı ona göre yapıp ona göre kafamızı hazırlayıp olayı son raddeye bırakmamamız gerekiyor" diye konuştu.<br />
<br />
Alex, Gençlerbirliği maçı ile ilgili olarak ise, "Gençlerbirliği maçları bizim için her zaman zor olmuştur. Her zaman zorluklarla karşılaştık. Ligde istedikleri gibi bir performans sergileyemediklerini görüyoruz. Ama bizim karşımızda ellerinden geleni yapacaklardır. Bize karşı puan ya da puanlar kazanmak için mücadele edeceklerdir. Gençlerbirliği bize her zaman sıkıntı veren bir ekip olmuştur. Her ne kadar kupa finalinden önce oynayacak olsalar da bize karşı kazanmak için ellerinden geleni yapacaklardır" dedi.<br />
<br />
Taraftarımıza yıl boyunca takımımıza verdikleri destekten dolayı teşekkür eden Alex de Souza, "Taraftarımız tüm yıl boyunca bizim zor anlarımızda hep yanımızda oldular. Hâlâ da yanımızdalar. Arkamızda duruyorlar. Onlara çok teşekkür ediyoruz. Bize hep destek verdiler, stadı bir karnaval havasında yönettiler. Bu maçta da biliyoruz ki onlar bizi en iyi şekilde destekleyecekler. Biz de onların karşısında en iyi performansımızı göstereceğiz. Sonuç olarak bize gösterdikleri destek ve sabır için teşekkür ediyoruz" diye konuştu.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Semih Gol Kralı Oldu.]]></title>
			<link>http://forum.vitadin.net/showthread.php?tid=2621</link>
			<pubDate>Tue, 13 May 2008 20:57:04 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.vitadin.net/showthread.php?tid=2621</guid>
			<description><![CDATA[Fenerbahçemizin Kaptanlarından Semih Şentürk, 1. Futbol Ligi'nin 50. sezonunda, "Gol Kralı" oldu. Semih Şentürk, Turkcel Süper Lig 2007-20008 Sezonu'nu kaydettiği 17 gol ile "Gol Kralı" olarak tamamladı. Semih Şentürk'ü attığı 15 golle Beşiktaş'tan Holosko ile ligde bu sezon 14'er gol atan diğer kaptanımız Alex de Souza, Sivassporlı Mehmet Yıldız, Ankarasporlu De Nigris ve Trabzonsporlu Umut Bulut izledi. Sezonu 17 golle tamamlayan 25 yaşındaki Semih Şentürk, kariyerinde ilk kez bu unvanı aldı.<br />
Attığı kritik gollerle takımımıza büyük katkı yapan Semih Şentürk, ligde çeşitli zaman dilimleri içinde toplam 27 maçta forma giydi. Bunlardan 17'sinde ilk 11'de sahaya çıkan Semih Şentürk, toplam 17 gol attı.  Semih Şentürk'ü attığı 15 golle Beşiktaş'ın Slovak golcüsü Holosko, 14'er golle diğer Kaptanımız Alex de Souza, Sivasspor'un golcüsü Mehmet Yıldız, Ankaraspor'un Meksikalı santraforu De Nigris ve Trabzonsporlu Umut Bulut takip etti.<br />
Öte yandan 50. sezonu tamamlanan lig tarihinde, bugüne kadar 13'er kezle en çok "Gol Kralı" çıkaran takım unvanını Galatasaray ile paylaşan Fenerbahçemiz, Semih Şentürk'ün bu başarısıyla  ligde14. kez "Gol Kralı"çıkararak,  bu alanda ezeli rakibi Galatasaray'ı geride bırakmayı başardı. Ligde geçen sezon da "Gol Kralı" Fenerbahçemizden çıkmış ve Alex de Souza 19 golle bu unvanı almıştı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Fenerbahçemizin Kaptanlarından Semih Şentürk, 1. Futbol Ligi'nin 50. sezonunda, "Gol Kralı" oldu. Semih Şentürk, Turkcel Süper Lig 2007-20008 Sezonu'nu kaydettiği 17 gol ile "Gol Kralı" olarak tamamladı. Semih Şentürk'ü attığı 15 golle Beşiktaş'tan Holosko ile ligde bu sezon 14'er gol atan diğer kaptanımız Alex de Souza, Sivassporlı Mehmet Yıldız, Ankarasporlu De Nigris ve Trabzonsporlu Umut Bulut izledi. Sezonu 17 golle tamamlayan 25 yaşındaki Semih Şentürk, kariyerinde ilk kez bu unvanı aldı.<br />
Attığı kritik gollerle takımımıza büyük katkı yapan Semih Şentürk, ligde çeşitli zaman dilimleri içinde toplam 27 maçta forma giydi. Bunlardan 17'sinde ilk 11'de sahaya çıkan Semih Şentürk, toplam 17 gol attı.  Semih Şentürk'ü attığı 15 golle Beşiktaş'ın Slovak golcüsü Holosko, 14'er golle diğer Kaptanımız Alex de Souza, Sivasspor'un golcüsü Mehmet Yıldız, Ankaraspor'un Meksikalı santraforu De Nigris ve Trabzonsporlu Umut Bulut takip etti.<br />
Öte yandan 50. sezonu tamamlanan lig tarihinde, bugüne kadar 13'er kezle en çok "Gol Kralı" çıkaran takım unvanını Galatasaray ile paylaşan Fenerbahçemiz, Semih Şentürk'ün bu başarısıyla  ligde14. kez "Gol Kralı"çıkararak,  bu alanda ezeli rakibi Galatasaray'ı geride bırakmayı başardı. Ligde geçen sezon da "Gol Kralı" Fenerbahçemizden çıkmış ve Alex de Souza 19 golle bu unvanı almıştı.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Çağla Kubat Kore'de..]]></title>
			<link>http://forum.vitadin.net/showthread.php?tid=2620</link>
			<pubDate>Tue, 13 May 2008 20:55:53 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.vitadin.net/showthread.php?tid=2620</guid>
			<description><![CDATA[Kulübümüz yelken şubesi sporcusu Çağla Kubat PWA Rüzgar Sörfü Dünya Şampiyonası'nın ilk ayağı olan yarışlara katılmak üzere Kore'ye gitti. Kore'nin Ulsan şehrinde 12-17 Mayıs tarihleri arasında yapılan Dünya Şampiyonası mücadelesinde sporcumuz madalya için yarışacak. Geçen yıl Türkiye Şampiyonu olan ve Dünya Şampiyonası'nda da 5. sırayı elde eden Çağla Kubat bu yıl yine Türkiye Şampiyonluğunun yanı sıra Dünya Şampiyonasında da madalya kazanmayı hedefliyor. Kış sezonunu bu yarışlara hazırlanarak geçiren Çağla Kubat Dünya Şampiyonasının diğer ayaklarında da yine kulübümüz ve ülkemizi temsil edecek. PWA Dünya Rüzgar Sörfü Şampiyonasının 6. ayağı 10-16 Ağustos tarihleri arasında İzmir'de Alaçatı'da yapılacak.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Kulübümüz yelken şubesi sporcusu Çağla Kubat PWA Rüzgar Sörfü Dünya Şampiyonası'nın ilk ayağı olan yarışlara katılmak üzere Kore'ye gitti. Kore'nin Ulsan şehrinde 12-17 Mayıs tarihleri arasında yapılan Dünya Şampiyonası mücadelesinde sporcumuz madalya için yarışacak. Geçen yıl Türkiye Şampiyonu olan ve Dünya Şampiyonası'nda da 5. sırayı elde eden Çağla Kubat bu yıl yine Türkiye Şampiyonluğunun yanı sıra Dünya Şampiyonasında da madalya kazanmayı hedefliyor. Kış sezonunu bu yarışlara hazırlanarak geçiren Çağla Kubat Dünya Şampiyonasının diğer ayaklarında da yine kulübümüz ve ülkemizi temsil edecek. PWA Dünya Rüzgar Sörfü Şampiyonasının 6. ayağı 10-16 Ağustos tarihleri arasında İzmir'de Alaçatı'da yapılacak.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Minik öğrenciler Saraçoğlu'nu gezdi.]]></title>
			<link>http://forum.vitadin.net/showthread.php?tid=2619</link>
			<pubDate>Tue, 13 May 2008 20:54:45 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.vitadin.net/showthread.php?tid=2619</guid>
			<description><![CDATA[Maltepe İdea Çocuk Akademisi öğrencileri Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nı gezdi. Başlarındaki 10 öğretmenle Saracoğlu'na gelen 70 kadar minik öğrenci sırasıyla Fenerbahçe Müzesi, Maraton Tribünü, localar ve stat içindeki Fenerium mağazasını gezdi. Gezi sırasında miniklere Fenerbahçemizin şanlı tarihi ile ilgili bilgiler de verildi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Maltepe İdea Çocuk Akademisi öğrencileri Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nı gezdi. Başlarındaki 10 öğretmenle Saracoğlu'na gelen 70 kadar minik öğrenci sırasıyla Fenerbahçe Müzesi, Maraton Tribünü, localar ve stat içindeki Fenerium mağazasını gezdi. Gezi sırasında miniklere Fenerbahçemizin şanlı tarihi ile ilgili bilgiler de verildi.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bir Erkeğin Kalbi]]></title>
			<link>http://forum.vitadin.net/showthread.php?tid=2618</link>
			<pubDate>Tue, 13 May 2008 20:48:41 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.vitadin.net/showthread.php?tid=2618</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[R&amp;#x26;B Nedir?]]></title>
			<link>http://forum.vitadin.net/showthread.php?tid=2617</link>
			<pubDate>Tue, 13 May 2008 20:44:23 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.vitadin.net/showthread.php?tid=2617</guid>
			<description><![CDATA[R&B (R'n'B) , yani açılımıyla rhythim & blues nedir?<br />
<br />
R&B (tıpkı rock gibi) bir üst türdür. soul (tüm alt türleriyle birlikte), funk (tüm alt türleriyle birlikte), disco (tüm alt türleriyle birlikte), hip-hop (tüm alt türleriyle birlikte), rap (tüm alt türleriyle birlikte), motown ve doo wop gibi bir sürü tür r&b kategorisine girer. pek çoklarına şaşırtıcı gelse de ray charles da r&b yapar, wu-tang clan de; aretha franklin de r&b yapar mary j. blige de.<br />
<br />
elbette r&b zort diye bütün bu türleriyle birlikte ortaya çıkmamıştır. 1940'ların sonlarında blues'dan (özellikle jump blues'dan) türeyen r&b aslına bakılırsa müzikal anlamda blues'la çok da yakın değildir. bir kere blues'un temelinde "groove" yoktur; r&b blues'dan aldığı mirası müziğe groove ekleyerek geliştirmiş, dönüştürmüştür. blues daha ziyade doğaçlamaya dayanırken r&b'de önemli olan (bir "form" olarak) "şarkı"dır.<br />
<br />
r&b'nin ilk büyük yıldızı olarak ray charles'ı göstermek sanıyorum yanlış olmayacaktır. 50'lerde ray charles, sam cooke, fats domino, the coasters, lloyd price, jackie wilson gibi r&b müzisyenlerinin yanında pek çok doo wop grubu da r&b'nin temelini oluşturmuş. the del vikings, the five satins, the drifters, the penguins, the chords, the clovers, the skyliners gibi gruplar önemli doo wop grupları olarak örneklenebilir. ayrıca little richard, larry williams gibi yaptığı müzikler genellikle "rock & roll" olarak tanımlanan müzisyenler de aslında r&b müzisyenleriydi. aslına bakılırsa rock & roll ve rock için "beyazların yaptığı ve biraz daha sertleştirdiği r&b" demek abartı olmayacaktır; çünkü 20. yüzyıl popüler müziğinin en önemli temelleri 50'lerde siyah r&b müzisyenleri tarafından atılmaktaydı.<br />
<br />
1950'lerin sonu, 60'ların başına gelindiğinde ise r&b içinde bir dönüşüm yaşanıp müzikler daha çok "groove" ve dinamizm* kazandı. böylelikle soul ortaya çıktı. soul da üretildiği yere göre farklılıklar göstermekteydi. abd'nin new york ve chicago gibi büyük şehirlerinde yapılan soul müzik daha steril, daha düzgün ve daha ziyade vokal eksenliydi. detroit'te motown nam bir plak şirketi çıkmış, başlı başına bir müzik türüne adını vermişti. motown şarkıları; r&b, gospel ve rock & roll etkilenimlerinin hepsini birden taşımanın yanında popüler şarkı formuna sadık bir özellik gösteriyordu. abd'nin güneyinde ise soul daha sert ve çiğ olup, melodiden ziyade ritme dayalı bir özelliğe sahipti. birbirinden çeşitli noktalarda ayrılmalarına rağmen bütün bu müzikler soul'u oluşturmaktaydı ve 60'lar boyunca listeleri kasıp kavurdu, tüm dünyada pek çok gencin hayatını değiştirip gruplar kurmalarına sebep oldu (bkz: the beatles), (bkz: the who), (bkz: the small faces).<br />
<br />
60'ların sonlarında ise özellikle james brown, sly and the family stone, the meters gibi isimlerin öncülüğünde funk diye bir tür gelişti, az zamanda büyük işler başardı. daha dinamik, daha çok ritim temelli ve daha "groovy" olan bu müzik herkesin kafasını bir öne bir arkaya sallanmaya teşne hale getirdi.<br />
<br />
70'ler boyunca etkisini sürdüren soul, funk gibi siyah müzikler 70'lerin sonunda disco akımına sebebiyet verdi. 80'lerden sonra da gelsin rap'ler gitsin hip-hop'lar, urban'lar, gangsta'lar, şunlar ve bunlar.<br />
<br />
r&b böyle bir deryadır, içinden çıkılmaz; girmesini bilene.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[R&B (R'n'B) , yani açılımıyla rhythim & blues nedir?<br />
<br />
R&B (tıpkı rock gibi) bir üst türdür. soul (tüm alt türleriyle birlikte), funk (tüm alt türleriyle birlikte), disco (tüm alt türleriyle birlikte), hip-hop (tüm alt türleriyle birlikte), rap (tüm alt türleriyle birlikte), motown ve doo wop gibi bir sürü tür r&b kategorisine girer. pek çoklarına şaşırtıcı gelse de ray charles da r&b yapar, wu-tang clan de; aretha franklin de r&b yapar mary j. blige de.<br />
<br />
elbette r&b zort diye bütün bu türleriyle birlikte ortaya çıkmamıştır. 1940'ların sonlarında blues'dan (özellikle jump blues'dan) türeyen r&b aslına bakılırsa müzikal anlamda blues'la çok da yakın değildir. bir kere blues'un temelinde "groove" yoktur; r&b blues'dan aldığı mirası müziğe groove ekleyerek geliştirmiş, dönüştürmüştür. blues daha ziyade doğaçlamaya dayanırken r&b'de önemli olan (bir "form" olarak) "şarkı"dır.<br />
<br />
r&b'nin ilk büyük yıldızı olarak ray charles'ı göstermek sanıyorum yanlış olmayacaktır. 50'lerde ray charles, sam cooke, fats domino, the coasters, lloyd price, jackie wilson gibi r&b müzisyenlerinin yanında pek çok doo wop grubu da r&b'nin temelini oluşturmuş. the del vikings, the five satins, the drifters, the penguins, the chords, the clovers, the skyliners gibi gruplar önemli doo wop grupları olarak örneklenebilir. ayrıca little richard, larry williams gibi yaptığı müzikler genellikle "rock & roll" olarak tanımlanan müzisyenler de aslında r&b müzisyenleriydi. aslına bakılırsa rock & roll ve rock için "beyazların yaptığı ve biraz daha sertleştirdiği r&b" demek abartı olmayacaktır; çünkü 20. yüzyıl popüler müziğinin en önemli temelleri 50'lerde siyah r&b müzisyenleri tarafından atılmaktaydı.<br />
<br />
1950'lerin sonu, 60'ların başına gelindiğinde ise r&b içinde bir dönüşüm yaşanıp müzikler daha çok "groove" ve dinamizm* kazandı. böylelikle soul ortaya çıktı. soul da üretildiği yere göre farklılıklar göstermekteydi. abd'nin new york ve chicago gibi büyük şehirlerinde yapılan soul müzik daha steril, daha düzgün ve daha ziyade vokal eksenliydi. detroit'te motown nam bir plak şirketi çıkmış, başlı başına bir müzik türüne adını vermişti. motown şarkıları; r&b, gospel ve rock & roll etkilenimlerinin hepsini birden taşımanın yanında popüler şarkı formuna sadık bir özellik gösteriyordu. abd'nin güneyinde ise soul daha sert ve çiğ olup, melodiden ziyade ritme dayalı bir özelliğe sahipti. birbirinden çeşitli noktalarda ayrılmalarına rağmen bütün bu müzikler soul'u oluşturmaktaydı ve 60'lar boyunca listeleri kasıp kavurdu, tüm dünyada pek çok gencin hayatını değiştirip gruplar kurmalarına sebep oldu (bkz: the beatles), (bkz: the who), (bkz: the small faces).<br />
<br />
60'ların sonlarında ise özellikle james brown, sly and the family stone, the meters gibi isimlerin öncülüğünde funk diye bir tür gelişti, az zamanda büyük işler başardı. daha dinamik, daha çok ritim temelli ve daha "groovy" olan bu müzik herkesin kafasını bir öne bir arkaya sallanmaya teşne hale getirdi.<br />
<br />
70'ler boyunca etkisini sürdüren soul, funk gibi siyah müzikler 70'lerin sonunda disco akımına sebebiyet verdi. 80'lerden sonra da gelsin rap'ler gitsin hip-hop'lar, urban'lar, gangsta'lar, şunlar ve bunlar.<br />
<br />
r&b böyle bir deryadır, içinden çıkılmaz; girmesini bilene.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Rock Müzik Tarihi]]></title>
			<link>http://forum.vitadin.net/showthread.php?tid=2616</link>
			<pubDate>Tue, 13 May 2008 20:40:59 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.vitadin.net/showthread.php?tid=2616</guid>
			<description><![CDATA[rock müzik, bünyesinde bir çok müzik türünü barındıran bir tür olarak rock and roll' dan, and roll'un çıkarılmasıyla 1960 ların başında oluştu. rock müziği oluşturan bu müzikal alt türler de, kendi içlerinde alt türlere ayrılmışlardır. bu sebepten dolayı rock müziğin tarihini anlatırken, başlangıç noktası olarak rock'n roll dan yola çıkarsak büyük bir hata yapmış oluruz. çünkü; rock müziğini de içine alan pop müzik türleri bir çok müzikal alt türlerin sentezinden meydana gelmiştir. peki müzik türleri arasındaki ilk etkileşim ne zaman, nerede ve nasıl gerçekleşmiştir?<br />
<br />
bu sorunun yanıtını 1730&#8217; larda amerika'daki, sonradan takılan ismi ile 'büyük uyanış' ta bulmak mümkündür. 'büyük uyanışlar, amerikan müziğini de derinden etkileyen dinsel bir uyanışın birbiri sıra ortaya çıkan iki dalgasıydı.'(1) birincisi dr. isaac watts adındaki bir ingiliz'e ait 'hymms and spirituali'nin (1701) londra'da yayınlanmasıyla doğan ve 1739 boston baskısının yapılmasıyla amerika'nın bütün kentlerinde etkisi hissedilen yeni bir müzik anlayışının güneyin folk müziklerini etkilemesi sonucunda meydana gelmiştir. ikinci uyanış ise 1780-1830 yılları arasında yapılan kamp toplantılarında ortaya çıkan bir akımdır. hıristiyanlaştırılmış siyahlar ayinlerini yaparlarken afrika dinsel törenlerinde görülen dairevi dans, çığlık atma, ritim tutma gibi öğeler dualara karışır. böylece siyahlar beyazlardan aldıkları spirituallerin içine atalarından miras kalan ritim ve coşkuyu katarak ortaya yeni bir tür müzik çıkarmışlardır. bu aynı zamanda dini müzikte siyah-beyaz ayrımını da doğurmuştur. beyazların spiritualleri oldukları yerde sayarken, siyahların yaptıkları bütün ülkeye yayılmakla kalmayıp, ülke dışına da çıkmıştır.<br />
<br />
pek çok amerikan müziği gibi gospel de iç savaştan sonra güneyde spirituallerin devamı niteliğinde ayrı bir tür olarak kendini gösterir. spirituallere olduğu gibi gospellere de sadece siyahlara özgü diyemeyiz; ama pek çok siyah kiliselerinde ve siyah gurplarca icra edilmiştir. 19. yüzyılın sonunda kurulan pentacostalis ve hoolines kiliselerinde, afrika müziğindeki el çırpma ve ayakları yere vurma yoluyla yapılan müzik, gospel türünün ilk örneklerini oluşturur. gospel tarzında spirituallerden farklı olarak bu dünya ile ilgili vaatler daha baskındır; öbür dünya ise daha neşeli bir dille anlatılır.<br />
<br />
amerika&#8217;da, dini içerikli müziğin yanı sıra halkın ağızdan aktarım yöntemi ile günümüze kadar uzanıp gelen bir folk müzik kültürü vardır. en eski folk şarkıları ya solo olarak ya da bir topluluk ile söylenmiştir. bu folk şarkılarına eşlik etmek üzere keman, banjo ve gitarın girmesi ile ilk pop müzik türlerinin temelleri atılmış olur. amerika'nın ilk pop müzik yıldızı jimmie rodgers'dir. rodgers, country ve boogie-blues harmanlaması yaparak; hillbilly, folk ve blues'dan aldığı sözleri birleştirerek country müziğin başlıca dayanağı halini almıştır. 'rodgers, blues'u ödünç alan değil de hırsızlığını yapan ilk beyaz adam ve böylece country müziğin dominant modu haline gelenlerin sentezini yapan sanatçı olarak düşünülebilir.'(2) bu yıllarda güney eyaletlerine yapılan ilk taşra gezileri sonucunda paramounts records, blues müziğin babası olarak anılan blind lemon jefferson'a ilk plağını yapar. bu tarihten sonra, jefferson, kendinden sonraki bütün blues ve rock müzisyenlerini etkileyecek kalitedeki parçalara imza atmıştır.<br />
<br />
rock'n roll; ragtime, blues, boogie, country, gospel gibi müzikal alt türlerin harmanlanması sonucu oluşmuştur. bu alt türlerden rock'a geçişteki son yapı taşı r&b'dur(rhtyhm and blues) .bu geçiş esnasındaki en önemli kişilerden biri robert johnson'dır. (1911-1938) esasında delta blues müzisyenleri içerisinde charlie patton ya da skip james gibi ondan çok daha önemli isimler olmasına rağmen johnson'un önemi; kişiliği ve yaptığı müzikle erken bir rocker olmasından kaynaklanmaktadır. bluesdan rock'a geçişteki bir diğer önemli olay ise elektirikli gitarın blues'da kullanılmaya başlamasıdır. elektirikli gitarı ilk kullanan blues müzisyeni t. bone walker'dır. kendine has tekniğiyle, kendinden sonraki b.b. king, freddy king, buddy guy gibi gitar sihirbazlarını etkilemeyi başaran walker'da rock'a geçişte çok önemli bir rol üstlenmiştir.<br />
<br />
1943-51 yılları arasında güneyden kuzeye yapılan göçler esnasında piyanoyla nefeslilerle tanışan delta blues icracıları rock'n roll'a geçişteki son müzik türü olan r&b'u oluştururlar. bu müzik türü, genel olarak bütün siyah müzik sitillerinin karışımından, blues armonik yapısı ve formülü oluşmuştur. başlangıçta sadece siyahların radyo istasyonlarında ve sokaklarda yaşayan r&b, orta sınıf beyaz gençlerin bu müziği alışkanlık haline getirmesiyle birlikte popüler hale gelir. gün geçtikçe artan talepler, yayınlanan r&b plaklarının sayısının artmasına ve 25 mayıs 1949'da billboard müzik dergisi listelerinde r&b adında yeni bir başlık açılmasına yol açar. 1953 yılında chords grubunun sh-boom adlı parçaları r&b listelerine sığmayarak, popüler müzik listelerine geçer ve '1' numaraya kadar yükselir. 1954-55 yıllarında aynı müziği beyazlar icra edince bunun adını rock'n roll koyarlar. 'ünlü rock'n roll piyanisti fats domino 'biz rock'n roll'a 15 yıl öncesine kadar new orleans'da r&b derdik'(3) demiştir. rock'n roll, gençler arasında o kadar rağbet görür ki, hem endüstriye karşı en radikal çıkışların kaynağı, hem de müzik endüstrisinin en yağlı geçim kaynağı konumuna gelir. rock'n roll'un r&b'den farklılaşıp kendine özgü bir müzik türü halini almasını sağlayan en önemli kişiler elvis presley ve chuck berry'dir.<br />
<br />
rock'n roll'un büyük kralı evis presley r&b'yle, country ve hillbilly müziklerini çok iyi kaynaştırmıştır. chuck berry ise kendinden önceki gitarcıların tekniklerini sentezleyerek rock'n roll'un ilk gitar kahramanı olmuştur. zaten ikisinin de asıl şöhretleri bu birleştirici güçlerinden ve kendilerinden sonraki bütün rock müzisyenlerini etkilemelerinden gelmiştir.<br />
<br />
fakat endüstri rock'n roll'u çok çabuk yutmuştur. araştırmacıların çoğu 1950'lerin sonunun rock'n rollmüziğinin de sonu olduğu konusunda görüş birliğine varmışlardır. 1950'lerin sonunda en ünlü rock'n roll müzisyenlerinden olan elvis presley askerde, buddy holly ölmüş, chuck berry ise hapistedir. 1959-63 yılları arasında rock müziğinde bir boşluk yaşanmış olarak düşünülebilir. fakat, işte tam bu yıllarda sonradan '60 gençliğinin lideri' ünvanını alan bir müzisyen, bob dylan ortaya çıkar. dylan'ın ilk üç albümündeki müzikler ne folk müziği ne de rock'n roll müziği içerisinde tanımlanmıştır. dylan, şarkılarında siyah düşmanlığının inatla sürmesinden, savaşın anlamsızlığından, sevginin öneminden, dünyanın güzelliklerinin hızla yitip gitmesinden bahsetmiştir.<br />
<br />
amerika'da gerçekleşen bu müzikal gelişimler bütün dünya gençliğini, ama en çok ingiliz gençliğini etkilemiştir. çocukluklarından beri rock'n roll müziğiyle büyüyen ingiliz gençleri arasından birçok müzisyen çıkmış; bunlar beatles, rolling stones, animals gibi ilk rock topluluklarını kurmuşlardır. bu gruplar, ilk zamanlarda amerikan müziğinin alt türlerinden etkilenmişler, fakat kısa bir süre sonra kendilerine özgü yapıları ortaya koyarak gerçek anlamda rock müziği yapmışlardır. bu gruplardan ilk piyasaya çıkanı beatles, kuruluşundan bir iki sene sonra, ilk albümlerindeki blues, boogie, gospel şarkı ailelerinin parçalarını kopya etmekten ve rock'n roll'a yakın parçalar yapmaktan yavaş yavaş vazgeçmeye başlamıştır. en son olarak rock'n roll şarkılarını kullanmayı 1965 yılındaki help albümünde yer verdikleri larry williams'a ait 'dizzy miss lizzy' parçasının uyarlamasıyla sona erdirmişlerdir. aralık 1965'de 'rubber soul' albümünü yayınladıklarında tamamen özgün yapıya geçiş böylece tamamlanmış olur. işte bu gelişmelerin ardından rock'ın engellenemez yükselişi de başlamış olur. eric clapton'ın içinde bulunduğu gruplar, özellikle cream çok büyük başarılara imza atar. beatles çılgınlığı durulur gibi olurken sahneye eric clapton adıyla dünyanın en iyi gitar virtüözlerinden biri çıkar. artık devir ingiltere duvarlarının 'clapton is god'(clapton tanrıdır) yazılarıyla dolmasının devridir.<br />
<br />
1960'ların sonu, dünyada gençlik hareketleri olarak nitelendirebileceğimiz bir başkaldırının en üst düzeye eriştiği yıllardır. gitgide büyüyen nükleer savaş tehdidi, amerika'nın vietnam'ı acımasızca savaşa sürüklemesi, birçok vietnamlı'nın ve amerikalı'nın bu savaşta ölmesi çarkları harekete geçirmiş, çiçek gücü hareketi böyle bir ortamda ortaya çıkmıştır. artık rock müziğin konusu ağırlıklı olarak dünya sorunları ve çözüm yollarını da içermektedir. ünlü 'savaşma seviş' sloganı bu hareketin bir ürünüdür. çiçek gücünüoluşturanların çoğunluğu orta sınıf beyaz gençlerdir. bu insanlar 'hippi' olarak adlandırılmışlardır. genel olarak o devirlerde bu hareket neredeyse bütün rock gruplarından destek almıştır. bu yıllarda doğu dinlerine olan ilgi de artmış, hatta beatles elemanları hindistan'a tanınmış hindu hocamaharishi yogi'yi ziyarete gitmişlerdir.rock'taki bu doğu modasıyla birlikte müzisyenlerin vedinleyicilerin uyuşturucuya olan ilgileri de bir anda artmış veözellikle lsd,henüz yasaklanmadığından asprin kadar çok kullanılır hale gelmiştir.fakat çok kısa bir süre içinde çiçek çocuk olmak da bir 'moda' haline getirilir vehareket neredeyse hiç bir sonuca ulaşamadan son bulur.üstelik hippilerin bazıları zaman geçtikçe kaba tabiriyle tam bir düzen adamı,düzenin savunucusu olurlar. bunlara en iyi örnek a.b.d. başkanı bill clinton'dır.bu dönemlerde çiçek gücü hareketinden etkilenip,vietnam&#8217;a gitmeyi reddeden clınton,şimdilerde irak&#8217;a bombalar yağdıran bir ülkenin devlet başkanı sıfatını taşımaktadır.<br />
<br />
1960-70'ler rock tarihi açısından çok çeşitli ve önemli grupları içinde barındırmıştır. beatles, the animals, the doors, rolling stones, the who gibi gruplar hep bu tarihlerde çıkmışlardır. 65-70 arasında kurulan pink floyd, deep purple, led zeppelin, yes gibi gruplar da artık mega rock gruplarıdır. bu gruplar sayesinde rock, hiç olmadığı kadar popüler olup, ciddiye alınmaya başlanmıştır. rock müzisyenleri kendilerini klasik müzik icracıları gibi görmeleri de bu döneme rastlar. o zamanların en ateşli tartışması rock'ın bir sanat müziği olup olmadığıdır. 70' lerin ikinci yarısına gelindiğinde rock artık plak satışları ve konser gelirleriyle müzşk endüstrisinin en iyi geçim kaynağını oluşturmaktadır. rock müzisyenleri milyonlarca dolarlık elektronik aletlere sahiptiler ve hepsi çok zengin olmuşlardı. bu mega rock grupları ne yaparsa yapsın sattığından dolayı plak şirketleri yenilere hiç şans tanımamakta veya tanısalar bile müziklerini onlar gibi yapma şartı koymuşlardır.<br />
<br />
işte punk rock tam bu sıralarda kendini gösterir. punk da diğer hiçbir rock türünde görülmeyen şiddet, kargaşa ve kaos vardır. punk, rock'ın karanlık kanadını gözler önüne sermiştir. 60'lı yıllarda newyork'un garaj gruplarından çıkan velvet underground punk'ın ilk tohumlarını atan grup olarak gösterilebilir. ancak bu görüşü ilk punk topluluklarından biri olan sex pistols kabul etmeyerek tepki göstermiştir.<br />
<br />
punk' ta kesinlikle kalite ve hoşa gitme kaygısı yoktur. punkçılar 1960-70'lerdeki rock müziğine ve tabii ki rockçılarada lanet okurlar; çünkü onlara göre rock artık para,şan, şöhret aracı olarak kullanılmaya başlanmıştır. 70'li yılların uzun ve karışık soloları ile dolu parçaları yerine kısa ve özentidiz çalıp söylerler. hatta sex pistols o kadar basit ve ilkel çalar ki, izleyenler ister istemez'bunu ben de çalabilirim' gibi bir kanıya kapılır. böylece ingiltere de bir çok punk grubu doğmaya başlamıştır. endüstrinin en büyük düşmanı olmasına rağmen punk çılgınlığı da diğer bütün rock çılgınlıkları gibi kısa sürede endüstri tarafından yutulup 'moda' haline getirilmiştir. punk giysileri en lüks mağazaların vitrinlerinde birbiri ardına boy gösterir olmuştur.<br />
<br />
80'lere gelindiğinde bir çok rock müzik türü icra halindeyken bir heavy metal patlaması yaşanır. bence heavy metal müziğini anlatan en iyi sözcük 'kargaşa' dır. bütün heavy metal gruplarının faaliyet alanları farklıdır. bu müzik türünün içinde komünizm,faşizm, anarşizm, devrimcilik, sadizm gibi biribirinden çok kopuk anlamları bulmak mümkündür. heavy metal bu çok renkliliği sayesinde bir çok alt dallara ayrılmıştır. fakat hepsinde ortak olan bir şey vardır; küfür. kimi devlete kimi siyahlara kimi tabulara küfür eder ama muhakkak küfür eder. 90'lara gelindiğinde beklenen yeni rock anlayışı amerka'nın seatle adlı kentinden gelir. bu kentte kurulan garaj gruplarının önce amerikaya sonra bütün dünya ya açılması ile birlikte bir 'grunge' çılgınlığı yaşanır. hele nirvana'nın nevermind albümü bu yeni, alternatif rock' bütün dünya ya kabul ettirir. bugün pearl jam,soundgarden,faith no more,red hot chilli peppers, therapy gibi gruplar sayesinde rock tekrar bir canlanma içerisine girmiştir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[rock müzik, bünyesinde bir çok müzik türünü barındıran bir tür olarak rock and roll' dan, and roll'un çıkarılmasıyla 1960 ların başında oluştu. rock müziği oluşturan bu müzikal alt türler de, kendi içlerinde alt türlere ayrılmışlardır. bu sebepten dolayı rock müziğin tarihini anlatırken, başlangıç noktası olarak rock'n roll dan yola çıkarsak büyük bir hata yapmış oluruz. çünkü; rock müziğini de içine alan pop müzik türleri bir çok müzikal alt türlerin sentezinden meydana gelmiştir. peki müzik türleri arasındaki ilk etkileşim ne zaman, nerede ve nasıl gerçekleşmiştir?<br />
<br />
bu sorunun yanıtını 1730&#8217; larda amerika'daki, sonradan takılan ismi ile 'büyük uyanış' ta bulmak mümkündür. 'büyük uyanışlar, amerikan müziğini de derinden etkileyen dinsel bir uyanışın birbiri sıra ortaya çıkan iki dalgasıydı.'(1) birincisi dr. isaac watts adındaki bir ingiliz'e ait 'hymms and spirituali'nin (1701) londra'da yayınlanmasıyla doğan ve 1739 boston baskısının yapılmasıyla amerika'nın bütün kentlerinde etkisi hissedilen yeni bir müzik anlayışının güneyin folk müziklerini etkilemesi sonucunda meydana gelmiştir. ikinci uyanış ise 1780-1830 yılları arasında yapılan kamp toplantılarında ortaya çıkan bir akımdır. hıristiyanlaştırılmış siyahlar ayinlerini yaparlarken afrika dinsel törenlerinde görülen dairevi dans, çığlık atma, ritim tutma gibi öğeler dualara karışır. böylece siyahlar beyazlardan aldıkları spirituallerin içine atalarından miras kalan ritim ve coşkuyu katarak ortaya yeni bir tür müzik çıkarmışlardır. bu aynı zamanda dini müzikte siyah-beyaz ayrımını da doğurmuştur. beyazların spiritualleri oldukları yerde sayarken, siyahların yaptıkları bütün ülkeye yayılmakla kalmayıp, ülke dışına da çıkmıştır.<br />
<br />
pek çok amerikan müziği gibi gospel de iç savaştan sonra güneyde spirituallerin devamı niteliğinde ayrı bir tür olarak kendini gösterir. spirituallere olduğu gibi gospellere de sadece siyahlara özgü diyemeyiz; ama pek çok siyah kiliselerinde ve siyah gurplarca icra edilmiştir. 19. yüzyılın sonunda kurulan pentacostalis ve hoolines kiliselerinde, afrika müziğindeki el çırpma ve ayakları yere vurma yoluyla yapılan müzik, gospel türünün ilk örneklerini oluşturur. gospel tarzında spirituallerden farklı olarak bu dünya ile ilgili vaatler daha baskındır; öbür dünya ise daha neşeli bir dille anlatılır.<br />
<br />
amerika&#8217;da, dini içerikli müziğin yanı sıra halkın ağızdan aktarım yöntemi ile günümüze kadar uzanıp gelen bir folk müzik kültürü vardır. en eski folk şarkıları ya solo olarak ya da bir topluluk ile söylenmiştir. bu folk şarkılarına eşlik etmek üzere keman, banjo ve gitarın girmesi ile ilk pop müzik türlerinin temelleri atılmış olur. amerika'nın ilk pop müzik yıldızı jimmie rodgers'dir. rodgers, country ve boogie-blues harmanlaması yaparak; hillbilly, folk ve blues'dan aldığı sözleri birleştirerek country müziğin başlıca dayanağı halini almıştır. 'rodgers, blues'u ödünç alan değil de hırsızlığını yapan ilk beyaz adam ve böylece country müziğin dominant modu haline gelenlerin sentezini yapan sanatçı olarak düşünülebilir.'(2) bu yıllarda güney eyaletlerine yapılan ilk taşra gezileri sonucunda paramounts records, blues müziğin babası olarak anılan blind lemon jefferson'a ilk plağını yapar. bu tarihten sonra, jefferson, kendinden sonraki bütün blues ve rock müzisyenlerini etkileyecek kalitedeki parçalara imza atmıştır.<br />
<br />
rock'n roll; ragtime, blues, boogie, country, gospel gibi müzikal alt türlerin harmanlanması sonucu oluşmuştur. bu alt türlerden rock'a geçişteki son yapı taşı r&b'dur(rhtyhm and blues) .bu geçiş esnasındaki en önemli kişilerden biri robert johnson'dır. (1911-1938) esasında delta blues müzisyenleri içerisinde charlie patton ya da skip james gibi ondan çok daha önemli isimler olmasına rağmen johnson'un önemi; kişiliği ve yaptığı müzikle erken bir rocker olmasından kaynaklanmaktadır. bluesdan rock'a geçişteki bir diğer önemli olay ise elektirikli gitarın blues'da kullanılmaya başlamasıdır. elektirikli gitarı ilk kullanan blues müzisyeni t. bone walker'dır. kendine has tekniğiyle, kendinden sonraki b.b. king, freddy king, buddy guy gibi gitar sihirbazlarını etkilemeyi başaran walker'da rock'a geçişte çok önemli bir rol üstlenmiştir.<br />
<br />
1943-51 yılları arasında güneyden kuzeye yapılan göçler esnasında piyanoyla nefeslilerle tanışan delta blues icracıları rock'n roll'a geçişteki son müzik türü olan r&b'u oluştururlar. bu müzik türü, genel olarak bütün siyah müzik sitillerinin karışımından, blues armonik yapısı ve formülü oluşmuştur. başlangıçta sadece siyahların radyo istasyonlarında ve sokaklarda yaşayan r&b, orta sınıf beyaz gençlerin bu müziği alışkanlık haline getirmesiyle birlikte popüler hale gelir. gün geçtikçe artan talepler, yayınlanan r&b plaklarının sayısının artmasına ve 25 mayıs 1949'da billboard müzik dergisi listelerinde r&b adında yeni bir başlık açılmasına yol açar. 1953 yılında chords grubunun sh-boom adlı parçaları r&b listelerine sığmayarak, popüler müzik listelerine geçer ve '1' numaraya kadar yükselir. 1954-55 yıllarında aynı müziği beyazlar icra edince bunun adını rock'n roll koyarlar. 'ünlü rock'n roll piyanisti fats domino 'biz rock'n roll'a 15 yıl öncesine kadar new orleans'da r&b derdik'(3) demiştir. rock'n roll, gençler arasında o kadar rağbet görür ki, hem endüstriye karşı en radikal çıkışların kaynağı, hem de müzik endüstrisinin en yağlı geçim kaynağı konumuna gelir. rock'n roll'un r&b'den farklılaşıp kendine özgü bir müzik türü halini almasını sağlayan en önemli kişiler elvis presley ve chuck berry'dir.<br />
<br />
rock'n roll'un büyük kralı evis presley r&b'yle, country ve hillbilly müziklerini çok iyi kaynaştırmıştır. chuck berry ise kendinden önceki gitarcıların tekniklerini sentezleyerek rock'n roll'un ilk gitar kahramanı olmuştur. zaten ikisinin de asıl şöhretleri bu birleştirici güçlerinden ve kendilerinden sonraki bütün rock müzisyenlerini etkilemelerinden gelmiştir.<br />
<br />
fakat endüstri rock'n roll'u çok çabuk yutmuştur. araştırmacıların çoğu 1950'lerin sonunun rock'n rollmüziğinin de sonu olduğu konusunda görüş birliğine varmışlardır. 1950'lerin sonunda en ünlü rock'n roll müzisyenlerinden olan elvis presley askerde, buddy holly ölmüş, chuck berry ise hapistedir. 1959-63 yılları arasında rock müziğinde bir boşluk yaşanmış olarak düşünülebilir. fakat, işte tam bu yıllarda sonradan '60 gençliğinin lideri' ünvanını alan bir müzisyen, bob dylan ortaya çıkar. dylan'ın ilk üç albümündeki müzikler ne folk müziği ne de rock'n roll müziği içerisinde tanımlanmıştır. dylan, şarkılarında siyah düşmanlığının inatla sürmesinden, savaşın anlamsızlığından, sevginin öneminden, dünyanın güzelliklerinin hızla yitip gitmesinden bahsetmiştir.<br />
<br />
amerika'da gerçekleşen bu müzikal gelişimler bütün dünya gençliğini, ama en çok ingiliz gençliğini etkilemiştir. çocukluklarından beri rock'n roll müziğiyle büyüyen ingiliz gençleri arasından birçok müzisyen çıkmış; bunlar beatles, rolling stones, animals gibi ilk rock topluluklarını kurmuşlardır. bu gruplar, ilk zamanlarda amerikan müziğinin alt türlerinden etkilenmişler, fakat kısa bir süre sonra kendilerine özgü yapıları ortaya koyarak gerçek anlamda rock müziği yapmışlardır. bu gruplardan ilk piyasaya çıkanı beatles, kuruluşundan bir iki sene sonra, ilk albümlerindeki blues, boogie, gospel şarkı ailelerinin parçalarını kopya etmekten ve rock'n roll'a yakın parçalar yapmaktan yavaş yavaş vazgeçmeye başlamıştır. en son olarak rock'n roll şarkılarını kullanmayı 1965 yılındaki help albümünde yer verdikleri larry williams'a ait 'dizzy miss lizzy' parçasının uyarlamasıyla sona erdirmişlerdir. aralık 1965'de 'rubber soul' albümünü yayınladıklarında tamamen özgün yapıya geçiş böylece tamamlanmış olur. işte bu gelişmelerin ardından rock'ın engellenemez yükselişi de başlamış olur. eric clapton'ın içinde bulunduğu gruplar, özellikle cream çok büyük başarılara imza atar. beatles çılgınlığı durulur gibi olurken sahneye eric clapton adıyla dünyanın en iyi gitar virtüözlerinden biri çıkar. artık devir ingiltere duvarlarının 'clapton is god'(clapton tanrıdır) yazılarıyla dolmasının devridir.<br />
<br />
1960'ların sonu, dünyada gençlik hareketleri olarak nitelendirebileceğimiz bir başkaldırının en üst düzeye eriştiği yıllardır. gitgide büyüyen nükleer savaş tehdidi, amerika'nın vietnam'ı acımasızca savaşa sürüklemesi, birçok vietnamlı'nın ve amerikalı'nın bu savaşta ölmesi çarkları harekete geçirmiş, çiçek gücü hareketi böyle bir ortamda ortaya çıkmıştır. artık rock müziğin konusu ağırlıklı olarak dünya sorunları ve çözüm yollarını da içermektedir. ünlü 'savaşma seviş' sloganı bu hareketin bir ürünüdür. çiçek gücünüoluşturanların çoğunluğu orta sınıf beyaz gençlerdir. bu insanlar 'hippi' olarak adlandırılmışlardır. genel olarak o devirlerde bu hareket neredeyse bütün rock gruplarından destek almıştır. bu yıllarda doğu dinlerine olan ilgi de artmış, hatta beatles elemanları hindistan'a tanınmış hindu hocamaharishi yogi'yi ziyarete gitmişlerdir.rock'taki bu doğu modasıyla birlikte müzisyenlerin vedinleyicilerin uyuşturucuya olan ilgileri de bir anda artmış veözellikle lsd,henüz yasaklanmadığından asprin kadar çok kullanılır hale gelmiştir.fakat çok kısa bir süre içinde çiçek çocuk olmak da bir 'moda' haline getirilir vehareket neredeyse hiç bir sonuca ulaşamadan son bulur.üstelik hippilerin bazıları zaman geçtikçe kaba tabiriyle tam bir düzen adamı,düzenin savunucusu olurlar. bunlara en iyi örnek a.b.d. başkanı bill clinton'dır.bu dönemlerde çiçek gücü hareketinden etkilenip,vietnam&#8217;a gitmeyi reddeden clınton,şimdilerde irak&#8217;a bombalar yağdıran bir ülkenin devlet başkanı sıfatını taşımaktadır.<br />
<br />
1960-70'ler rock tarihi açısından çok çeşitli ve önemli grupları içinde barındırmıştır. beatles, the animals, the doors, rolling stones, the who gibi gruplar hep bu tarihlerde çıkmışlardır. 65-70 arasında kurulan pink floyd, deep purple, led zeppelin, yes gibi gruplar da artık mega rock gruplarıdır. bu gruplar sayesinde rock, hiç olmadığı kadar popüler olup, ciddiye alınmaya başlanmıştır. rock müzisyenleri kendilerini klasik müzik icracıları gibi görmeleri de bu döneme rastlar. o zamanların en ateşli tartışması rock'ın bir sanat müziği olup olmadığıdır. 70' lerin ikinci yarısına gelindiğinde rock artık plak satışları ve konser gelirleriyle müzşk endüstrisinin en iyi geçim kaynağını oluşturmaktadır. rock müzisyenleri milyonlarca dolarlık elektronik aletlere sahiptiler ve hepsi çok zengin olmuşlardı. bu mega rock grupları ne yaparsa yapsın sattığından dolayı plak şirketleri yenilere hiç şans tanımamakta veya tanısalar bile müziklerini onlar gibi yapma şartı koymuşlardır.<br />
<br />
işte punk rock tam bu sıralarda kendini gösterir. punk da diğer hiçbir rock türünde görülmeyen şiddet, kargaşa ve kaos vardır. punk, rock'ın karanlık kanadını gözler önüne sermiştir. 60'lı yıllarda newyork'un garaj gruplarından çıkan velvet underground punk'ın ilk tohumlarını atan grup olarak gösterilebilir. ancak bu görüşü ilk punk topluluklarından biri olan sex pistols kabul etmeyerek tepki göstermiştir.<br />
<br />
punk' ta kesinlikle kalite ve hoşa gitme kaygısı yoktur. punkçılar 1960-70'lerdeki rock müziğine ve tabii ki rockçılarada lanet okurlar; çünkü onlara göre rock artık para,şan, şöhret aracı olarak kullanılmaya başlanmıştır. 70'li yılların uzun ve karışık soloları ile dolu parçaları yerine kısa ve özentidiz çalıp söylerler. hatta sex pistols o kadar basit ve ilkel çalar ki, izleyenler ister istemez'bunu ben de çalabilirim' gibi bir kanıya kapılır. böylece ingiltere de bir çok punk grubu doğmaya başlamıştır. endüstrinin en büyük düşmanı olmasına rağmen punk çılgınlığı da diğer bütün rock çılgınlıkları gibi kısa sürede endüstri tarafından yutulup 'moda' haline getirilmiştir. punk giysileri en lüks mağazaların vitrinlerinde birbiri ardına boy gösterir olmuştur.<br />
<br />
80'lere gelindiğinde bir çok rock müzik türü icra halindeyken bir heavy metal patlaması yaşanır. bence heavy metal müziğini anlatan en iyi sözcük 'kargaşa' dır. bütün heavy metal gruplarının faaliyet alanları farklıdır. bu müzik türünün içinde komünizm,faşizm, anarşizm, devrimcilik, sadizm gibi biribirinden çok kopuk anlamları bulmak mümkündür. heavy metal bu çok renkliliği sayesinde bir çok alt dallara ayrılmıştır. fakat hepsinde ortak olan bir şey vardır; küfür. kimi devlete kimi siyahlara kimi tabulara küfür eder ama muhakkak küfür eder. 90'lara gelindiğinde beklenen yeni rock anlayışı amerka'nın seatle adlı kentinden gelir. bu kentte kurulan garaj gruplarının önce amerikaya sonra bütün dünya ya açılması ile birlikte bir 'grunge' çılgınlığı yaşanır. hele nirvana'nın nevermind albümü bu yeni, alternatif rock' bütün dünya ya kabul ettirir. bugün pearl jam,soundgarden,faith no more,red hot chilli peppers, therapy gibi gruplar sayesinde rock tekrar bir canlanma içerisine girmiştir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Rock Dünyasından Haberler..]]></title>
			<link>http://forum.vitadin.net/showthread.php?tid=2615</link>
			<pubDate>Tue, 13 May 2008 20:38:47 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.vitadin.net/showthread.php?tid=2615</guid>
			<description><![CDATA[Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi 125. Yılını Kutluyor!..    <br />
 <br />
Bu sene 125. yılını kutlayan MSGSÜ sanat bayramı etkinlikleri kapsamında 15 Mayıs Perşembe günü Türkiye&#8217;nin en büyük heavy metal gruplarından Pentagram, Fındıklı Mimar Sinan Üniversitesi&#8217;nin 3000 kişilik rıhtımında  sevenleriyle buluşuyor. Konserin diğer grupları ise yine rock severlerin yakından tanıdığı Karapaks ve yeni albümleriyle dikkat çeken rock müziğin genç gruplarından Ehl-i Keyf.<br />
<br />
http://www.thepentagram.net<br />
http://www.karapaks.com<br />
http://www.ehlikeyf.biz<br />
<br />
Tarih : 15 Mayıs 2008<br />
Saat : 20:00 (Ana sahne müzik başlangıcı)<br />
Fiyat : 25 YTL<br />
<br />
-NOT : 12-16 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşecek MSGSÜ Sanat Bayramında ,Bülent Ortaçgil, Ezginin Günlüğü, Babazula, Zardanadam, Tibet Ağırtan, Trockya Blues, Ayyuka ve Birol Toplaoğlu&#8217;nun da aralarında yer aldığı yaklaşık 30 grup ve müzisyen yer almaktadır.<br />
<br />
-Detaylı bilgi için : http://www.sanatbayrami.com ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi 125. Yılını Kutluyor!..    <br />
 <br />
Bu sene 125. yılını kutlayan MSGSÜ sanat bayramı etkinlikleri kapsamında 15 Mayıs Perşembe günü Türkiye&#8217;nin en büyük heavy metal gruplarından Pentagram, Fındıklı Mimar Sinan Üniversitesi&#8217;nin 3000 kişilik rıhtımında  sevenleriyle buluşuyor. Konserin diğer grupları ise yine rock severlerin yakından tanıdığı Karapaks ve yeni albümleriyle dikkat çeken rock müziğin genç gruplarından Ehl-i Keyf.<br />
<br />
http://www.thepentagram.net<br />
http://www.karapaks.com<br />
http://www.ehlikeyf.biz<br />
<br />
Tarih : 15 Mayıs 2008<br />
Saat : 20:00 (Ana sahne müzik başlangıcı)<br />
Fiyat : 25 YTL<br />
<br />
-NOT : 12-16 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşecek MSGSÜ Sanat Bayramında ,Bülent Ortaçgil, Ezginin Günlüğü, Babazula, Zardanadam, Tibet Ağırtan, Trockya Blues, Ayyuka ve Birol Toplaoğlu&#8217;nun da aralarında yer aldığı yaklaşık 30 grup ve müzisyen yer almaktadır.<br />
<br />
-Detaylı bilgi için : http://www.sanatbayrami.com ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Şuanda Dinlediğiniz Rock-metal Şarkı ?]]></title>
			<link>http://forum.vitadin.net/showthread.php?tid=2614</link>
			<pubDate>Tue, 13 May 2008 20:37:33 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.vitadin.net/showthread.php?tid=2614</guid>
			<description><![CDATA[One republic - All We Are ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[One republic - All We Are ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hoşgeldim.]]></title>
			<link>http://forum.vitadin.net/showthread.php?tid=2613</link>
			<pubDate>Tue, 13 May 2008 20:31:53 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.vitadin.net/showthread.php?tid=2613</guid>
			<description><![CDATA[Hoşgeldim aranızaa. <br />
:shy:]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Hoşgeldim aranızaa. <br />
:shy:]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Şampiyon Galatasaray'a tebrikler...]]></title>
			<link>http://forum.vitadin.net/showthread.php?tid=2612</link>
			<pubDate>Sun, 11 May 2008 22:57:07 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.vitadin.net/showthread.php?tid=2612</guid>
			<description><![CDATA[:bonfire: <br />
cimbom yine şampiyon. <br />
<br />
en büyük cimbom başka büyük yok!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[:bonfire: <br />
cimbom yine şampiyon. <br />
<br />
en büyük cimbom başka büyük yok!]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kara Murat hanginiz?]]></title>
			<link>http://forum.vitadin.net/showthread.php?tid=2611</link>
			<pubDate>Sun, 11 May 2008 22:47:30 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.vitadin.net/showthread.php?tid=2611</guid>
			<description><![CDATA[Aramızdaki Kara Murat kim acaba ? :look31:]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Aramızdaki Kara Murat kim acaba ? :look31:]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[&quot;Allahım kör et beni&quot;-Hangi Filmden bir Şarkı?]]></title>
			<link>http://forum.vitadin.net/showthread.php?tid=2610</link>
			<pubDate>Sun, 11 May 2008 22:42:29 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.vitadin.net/showthread.php?tid=2610</guid>
			<description><![CDATA[hadi oylayın bakalım.... :band:]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[hadi oylayın bakalım.... :band:]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Aslında bir hiçtir insan&#8230;]]></title>
			<link>http://forum.vitadin.net/showthread.php?tid=2609</link>
			<pubDate>Sun, 13 Apr 2008 22:17:36 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.vitadin.net/showthread.php?tid=2609</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
3 katlı bir apartmandan İnsan bedeni, kuş tüyünden daha hızlı düşüyorsa; <br />
Yemeksizlik ve susuzlukla yaşamak imkansızlıksa; <br />
Yirmisini de bitiriyorsa yavaş yavaş insan; <br />
Birkaç saniyelik depremden sonra bitiyorsa ömür ; <br />
Ambulansın hastaneye yetişme süresi yetmiyorsa merhuma; <br />
Bir dakikalık nefessizlikle pes ediyorsa ciğerler; <br />
Hepimiz sonuçta buluşacaksak aynı mezarda; <br />
Aslında bir hiçtir insan&#8230;<br />
:look31:]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
3 katlı bir apartmandan İnsan bedeni, kuş tüyünden daha hızlı düşüyorsa; <br />
Yemeksizlik ve susuzlukla yaşamak imkansızlıksa; <br />
Yirmisini de bitiriyorsa yavaş yavaş insan; <br />
Birkaç saniyelik depremden sonra bitiyorsa ömür ; <br />
Ambulansın hastaneye yetişme süresi yetmiyorsa merhuma; <br />
Bir dakikalık nefessizlikle pes ediyorsa ciğerler; <br />
Hepimiz sonuçta buluşacaksak aynı mezarda; <br />
Aslında bir hiçtir insan&#8230;<br />
:look31:]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Acımasızlık geni keşfedildi!!!]]></title>
			<link>http://forum.vitadin.net/showthread.php?tid=2608</link>
			<pubDate>Tue, 08 Apr 2008 20:19:06 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.vitadin.net/showthread.php?tid=2608</guid>
			<description><![CDATA[Acımasızlık geni keşfedildi. Bu geni taşıyanlar bencil ve zalim davrandıklarında büyük haz alıyorlar.<br />
<br />
İsrailli bilim adamları neden bazı insanların diğerlerine göre daha acımasız olduklarını araştırdı. Buna göre, &#8220;AVPR-1&#8221; genini taşıyanlar bencil ve zalim davrandıklarında büyük haz alıyorlar.<br />
<br />
Araştırmaya göre, &#8220;AVPR-1&#8221; adlı gen ile bencil ve acımasız davranışlar arasında bir bağ bulunuyor. Bir başka deyişle, &#8220;acımasızlık&#8221; insanların genlerinde saklı.<br />
<br />
İsrailli bilim adamları, &#8220;AVPR-1&#8221; genini taşıyanların başkalarına yardımcı olacak hareketlerden daha az zevk aldıklarını ortaya koydu.<br />
<br />
Araştırmaya göre bu gene sahip olan insanlar bencil davrandıklarında normal insanlardan çok daha büyük haz duyuyor. <br />
<br />
NTV <br />
<br />
:fart2004:]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Acımasızlık geni keşfedildi. Bu geni taşıyanlar bencil ve zalim davrandıklarında büyük haz alıyorlar.<br />
<br />
İsrailli bilim adamları neden bazı insanların diğerlerine göre daha acımasız olduklarını araştırdı. Buna göre, &#8220;AVPR-1&#8221; genini taşıyanlar bencil ve zalim davrandıklarında büyük haz alıyorlar.<br />
<br />
Araştırmaya göre, &#8220;AVPR-1&#8221; adlı gen ile bencil ve acımasız davranışlar arasında bir bağ bulunuyor. Bir başka deyişle, &#8220;acımasızlık&#8221; insanların genlerinde saklı.<br />
<br />
İsrailli bilim adamları, &#8220;AVPR-1&#8221; genini taşıyanların başkalarına yardımcı olacak hareketlerden daha az zevk aldıklarını ortaya koydu.<br />
<br />
Araştırmaya göre bu gene sahip olan insanlar bencil davrandıklarında normal insanlardan çok daha büyük haz duyuyor. <br />
<br />
NTV <br />
<br />
:fart2004:]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>